29 Aralık, 2006

MUTLU, KUTLU OLSUN.

İYİ BAYRAMLAR... MUTLU YILLAR...

Yorum olarak kalmasına içim elvermedi, yorumsuz olarak yorumu olduğu gibi yayınlıyorum, belki sizde kendinizden birşeyler bulur, o günlerinizi anarsınız.

"Yazan: isimsiz
ÖNÜM ARKAM SAĞIM SOLUM SOBE EBE!! Kim kimi niye sobeliyor, bu mesele nasıl başladı bilmiyorum ama kaynak olmaya hazırım. Üniversitelerde yemek kuyruklarında son sıraya geçmek yerine önlerde olan tanıdığın arkadaşının yanına sanki bir şey soruyor yada konuşuyor görünerek dikilirsin. Amacının sıranın sonunda olmamak olduğunu herkes bilir. Zaten herkesin yaptığı bir faaliyettir. Bu faaliyetin adına KAYNAK denir. Her şey normaldir. Kimse sırasının gasp edildiğini düşünmez. Ta ki kaynak olanın ardında da yeni bir sıra oluşana kadar. Hangisi gerçek sıradır, hangisi kaynak sırasıdır nerde başlar nerde biter artık belli değildir. Bu duruma gelindiğinde ise kızılacak tek yer vardır, o da üniversite yönetimi. Zaten yemekler de kötüdür. Protesto edilecek gelmiş geçmiş vazgeçilemez bir neden: KÖTÜ YEMEKLER. Bu bilinen hikayeyi anlattım çünkü aslında bir yazı hazırlamak istiyorum ama içten içe kaynak olduğumu da düşünmüyor değilim. Acaba yazsam mı? Yoksa üşenmeden oturup blogculara katılsam mı? Sonra zamanın hep bizim aleyhimize işlediğini düşündüm.

Nasıl olacak; sabah işe gel.. akşama kadar yoğun bir tempo ile çalış.. işten eve dönüş trafiğinde çile doldurarak eve var.. yemek yap ve ye.. iki kanal karıştırırken yat ve uyu.. Bu durumda bırakın protesto edilecek bir neden aramayı protesto edilmesi gereken bir şey var mı yok mu anlayamaz bile insan. Gerçekten hayattamıyız yoksa bir yeşillikmiyiz? Yoksa hayata kaynak olmuş gibi mi yaşıyoruz? İşte o anlarda üniversitedeki adrenelin seviyesine ulaşmayı özlüyor insan. Hani o delikanlı çağı insanın.. Ve anladım ki blog hazırlamaya yetecek kadar zaman kalmıyor. En iyisi kaynak olmak. Hazır sitede var. Kuzine beğenmediyse yayınlamaz artık. Ama bu yazı dolayısıyla hepimizin yaklaşmakta olan yeni yılını ve takiben kurban bayramını kutlayarak sağlık ve mutluluklarla başarı dilerim.

Bu dilekler kalıplaşmış klasik söylemler arasında kaybolup gidiyor. Yerini hediyeler alıyor. Hediyesiz bir temenni boş söylem olarak kalıyor. İşte tüketim toplumu olmak böyle bir şey. Ortaokuldayken (1983) rehberlik hocamız yılbaşı çekilişini tek hediye ile kabul etmişti. Kitap. Üstelik yalnızca listedeki yazarlar. Bizim oralarda kitapçı yoktu yalnızca kırtasiyeci vardı ve onlarda da listedeki yazarlardan biri bile yoktu. Nasıl bulduk hatırlamıyorum ama sene sonunda bütün sınıf değiş tokuş ile bütün kitapları okumuştu. Bana Aziz Nesin'in Tatlı Betüş'ü gelmişti.

Evde ise kuzenimin hatırına bahçeden çam ağacı diye kesilen bir çalıyı un, pamuk ve mısır patlaklarıyla süsleyip, kümesimizden verimsiz bir tavuk veya horozunun kesilmesiyle oluşturulan, yalnızca önemli misafirler ve yılbaşlarına özel olan bir menü ile içecek olarak gene o zamanlar pek kıymetli olan kola ve eksik olmayan elma ile portakalın yanında muz varsa süper olan bir yemek yenirdi. Sonra tombalaya oturulurdu. Babamın tediye dediği maaş dağıtımından kalan bozuk paraları harçlık olarak bize vermesiyle kıran kırana bir oyun oynanırdı. Ve tabi yenilmeyi asla kabullenemeyen kuzenimin feryat figan ağlamaları eşliğinde bir oyun. (Bu oyunlar yılbaşında bize verilen harçlıkları ablamlar üttürene kadar devam ederdi. Aslında kuzenimin kazanma hırsı geçene kadar desek daha doğru olur sanırım. ) Ardından TRT'nin siyah beyaz döneminde seyredilen televizyon. Yeni yıla uyuyarak girmemek için verilen çabalar sonunda seyredilecek dansöz. Bu kadar. Ama mutlu olarak bu kadar.

Çoğu şeyde olduğu gibi insanların eğlence anlayışı tüketime yönlendiriliyor. Yok kavramı yok artık. Kredi kartlarıyla ulaşılabilecek binlerce ürün. Seçim yapmamız için yapılmış televizyon, gazete, duvar panosu, ışıklı tabela, telefon mesajı, benar, takvim ve ajanda reklamları var.

Günlük esprilerimiz içinde bazen reklamlardan replikler bile olabiliyorken gerçekte neyin ihtiyaç neyin lüks olduğuna nasıl karar verebilir ki insan. Şimdinin çocuklarında sıklıkla karşılaşıldığı gibi, insan bu kadar çok ürün gördükten sonra kendisine gelen hediyeden ne kadar mutlu olabilir, hediyenin markasını ve fiyatını gözardı edebilir. ( Adrenelin artmadan çözüm yolu görünmüyor. ) İşte hepimize hediyesiz ama samimi, tüketim olmayan ama isteyene üretkenlik sağlayabilecek tekrar pahasına dilek ve temennilerim; bu yazı dolayısıyla hepimizin yaklaşmakta olan yeni yılını ve takiben kurban bayramını kutlayarak sağlık ve mutluluklarla başarı dilerim. "

24 Aralık, 2006

IZGARA AKDENİZ SALATASI

Hafta sonu bana gelen kalabalık misafir grubuna hazırladıklarımı, yılbaşı menüsü etkinliğine katılarak paylaşmak istiyordum. Her zaman olduğu gibi hazırlık sırasında fotoğrafları çekemediğim gibi masamız hazırlandığında da istediğim gibi fotoğraf çekemedim.
MALZEMELER
  • 2 adet patlıcan
  • 1 adet kabak
  • 1 adet sarı dolma biber (ben bulamadım yeşil d.biber kullandım)
  • 1 adet yeşil dolma biber
  • 2 adet közlenmiş kırmızı biber
  • 5-6 adet kurutulmuş domates
  • 5-6 adet kurutulmuş kayısı
  • 1 tavuk göğsü
  • 1 göbek marul
  • Roka
  • 1 küçük kuru soğan (Kullanılmayabilir ben kullandım yakıştı)
  • 2 diş sarımsak
  • Susam

SOS İÇİN

  • balzamik sirke
  • limon suyu
  • sızma zeytinyağ
  • tuz

YAPILIŞI

  • Önce tavuk gögsünü uzun ince şeritler halinde doğrayıp soya sosuna yatırın
    (dondurucudan çıkarıldığında buzları tam çözülmeden istediğiniz incelikte kesmek daha kolay oluyor. Soya sosu bir gün öncesinden yapılırsa daha güzel oluyor ben çay kaşığını ucu ile köri de ekledim)
  • Patlıcanları ve kabakları yuvarlak doğrayın , dolma biberlerini dörde bölün.
    Pişirme kağıdı serili fırın kabına dizin sebzeleri ızgara yapın (aman unutup yakmayın sakın)
  • Bu arada bir tavaya iri doğranmış bir küçük soğan ve 2 diş sarımsağını 2 kaşık sıvı yağda soteleyin.
  • Şerit doğranmış közlenmiş kırmızı biberinizi ekleyin.
  • Izgaralanmış sebzelerinizide tavaya alın.
  • Ortadan ikiye böldüğünüz kayısıları ve kurutulmuş domateslerinizide ekleyin hepsini soteleyip bırakın.
  • Soya sosuna yatırılmış tavuklarınızı susama bulayıp yağsız tavada ve harlı ateşte karıştırarak, soteleyin (çok çabuk olacaktı başından ayrılmayın yaklaşık 4-5 dakika)
  • Salata kasenize göbek marullarınızı, etrafına sapları koparılmış rokalarınızı dizerek hazırlayın. Sotelenmiş sebzelerinizi ve tavuklarınızı ekleyin.
  • Yarım çay bardağı balzamik sirke, yarım limon, 2 kaşık sızma zeytinyağ, bir çay kaşığı toz şeker ve 1 çay kaşığı tuz ile sos hazırlayıp 5-10 dakika dinlendirin.
  • Salatanızı soslayın ve ılıkken servis yapın.
    deneyin; Gaffur deyimiyle TAM SÜPPER OLACAK :)

NOT :Tavuk sote yerine ızgara hellim peynir kullanılarak da yapılır.



Aksilikler üstüste geldi, film gibi son 2 haftadır yalnız mutfağımda değil her yerde olmadık terslikler yaşıyorum. Çok önceden verdiğim siparişler zamanında gelmiyor, kırılıyor, yanıyor, devriliyor...
Bunlar misafirlerin ardından çekilen fotoğraflar.

Önce pastamı yapmak istedim başına gelenleri yazsam "bu kadar da olmaz canım" denilecek gibi oldu. Görüntüsü her zaman olduğu gibi berbat ama lezzeti şahane oldu. Pastayı yapmak çok zamanımı aldı inatla, pes etmeden abartmıyorum 3 gün pasta ile uğraştım bir gün pandispanyası, bir gün çikolata ganaj ve dolgu kreması, bir gün de inatla çikolatadan plastik gül yapabilmek için uğraştım, yapamadım.

Pasta ile uğraşırken böreklerimi de hazırlamak istedim. Gül böreği yapmak için ıspanaklı mantarlı iç hazırladım. Halam yufka paketlerini açarken farkettik ki 2 kg yufkanın her bir yaprağı yırtık ve bayattı. O saatte tekrar yufka alma imkanım olmadığı için onları kullanmak zorunda kaldım. Ancak hiç güle benzemeyen kendini gül sanan böreklerim oldu.
2. paketi açınca onları muska şeklinde sararak yufkaları kurtardık...

Mutfak Güncesi Şaziye'nin her yaptığımda çok güzel olan katmerli poğaçası bu defa her zaman kabardığından daha fazla kabardılar. Oysa bu kadar kabararak şekillerini kaybetmelerini istemiyordum.


Daha yaşanan birçok terslikten sonra ortaya bunlar çıktı, paylaşmak istedim.

Umarım bütün terslikler bu yılda kalır, yeni yılda bütün umutlarınızın gerçekleşmesi dileğiyle, MUTLU YILLAR...

21 Aralık, 2006

12 Aralık, 2006

CARPACİO-KIRMIZI PANCAR SALATASI ve BICIRIK




Bu yıl kırmızı pancarlara takmış durumdayım. Turşu halinden başka neler yapılabileceğini bilmediğimden uzun zaman turşu olarak yedim, daha sonra yoğurtlu halini denedim ama hiç de sevmedim. Ancaaak Özgül'den şu tarifi aldığımdan bu yana hergün derken abartmış sayılmam hergün salata olarak tüketmeye başladım. Patates gibi haşlıyor, kapaklı bir kapta saklıyorum. Haşlayıp soyarken ki renginin güzelliğini görmenizi isterim bir sebzenin rengi bu kadar mı güzel olur. Faydalı bir sebze olduğunu bilirdim ama bu kadar çok faydalı olduğunu bilmezdim.

Farkında olmadan kendim için iyi şeyler yapmışım. Geçen yıl semizotuna takmıştım. Salatası, yemeği hergün ama hergün yiyerek nasıl bıktıysam şu aralar görmek istemiyorum yaşasın kırmızı pancar :))

Pazarda kırmızı pancar bir satıcıda var, her hafta alıyorum sanırım benden başka da rağbet eden yok. Bu haftaya kadar 1 ytl den aldığım kırmızı pancara bu hafta arz-talep durumundan ötürü satıcı zammını yaptı 1,5 ytl oldu :)) niye böyle olduğunu sorunca zam gelmiş kırmızı pancarlara, bilseydim stok yapardım :)

Bunca faydası olan çok lezzetli sebzeyi zamanında alıp tüketmenizi öneririm, daha fazla zamlanmadan bu salatayı deneyin derim.

Mutfak kuşu bıcırığı merak ederseniz , aşağıdaki hallerde tabağımızda, parmağımızda, elimizde, masamızda, malum kış bol bol c vitamini olan meyvelerden yer, fim izlerken mısır patlağı yer, kahvaltıda peynir-çay, kepekli ekmek yer, ara öğünlerde bol bol yeşil salata yer. Yani iyi bakar kendine :)) çok neşelenip "aşşşkııım" baksana bana şarkısını güzel söyler.


10 Aralık, 2006

HARHAŞİ VE MISIR EKMEĞİ




Harhaşi ismi komik gelebilir ama benim dayanamadığım hem memleket hem de anne yemeklerinden biridir. (Çocukkken lahana kokusuna bile dayanamayan bana, neler olduysa?)

Köklü ikiye bölünerek satılan kara lahanadan yapılan bir yemektir. Brüksel lahanasından da yapılabilir. Brüksel lahanasından yapmak hem daha kolay hem daha pratik. Bence denemek isterseniz brüksel lahanası ile deneyin. Ben tam laz usulü yapmak istediğimden kara lahana ile yaptım. Lahanalar düdüklü tencerede haşlanırken evin bütün camlarını açmama rağmen evimi :) lahana kokuları sardı. Lahanalar haşlanırken mısır ekmeği yoğurdum.


HARHAŞİ NASIL YAPILIR?

  • Ben yaptığım ölçüyü veriyorum. Pazardan alınan köklü ama az yeşil yapraklı lahanalar alınır yıkanır büyük yeşil yapraklar koparılır.
  • Bol su ile haşlanır. (düdüklüde çok çabuk haşlanıyor yaklaşık 20 dk) Brüksel lahanası ile denemeyi düşünüyorsanız az su ile kısık ateşte haşlayın çok çabuk haşlanıyor, dağılmasına izin vermeden altını kapatın.
  • Haşlanan köklü lahanaların suyu süzülür, bir tepsiye dizilir ve üzerine ince ince kesilmiş 3-4 diş sarımsak, 2 adet acı kurutulmuş kırmızı biber sıvı yağ, tuz ilave edilerek 5 dakika kadar pişirilir.
  • Servis tabağına alınır, üzerine bolcana iri kıyılmış kavrulmuş fındık eklenir. Bu arada muffin kalplarında pişmiş olan mısır ekmekleri ile birlikte yemeye girişilir :))

MISIR EKMEĞİ NASIL YAPILIR ?

  • Bugün biraz farklı mısır ekmeği denedim. Kalan mısır unumdan tam 6'lık silikon muffin kalıbı mısır ekmeği çıktı.
  • 1 yumurta, yoğurt suyu, 2 kaşık kadar sıvı yağ, sıcak su ve tuz ile yoğurdum kabartma tozu kullanmama rağmen pişerken kabardılar. Tam istediğim gibi kıtır kıtır mısır ekmeklerim oldu.

03 Aralık, 2006

PASTACIKLAR

Pasta süsleme işinde ne kadar yeteneksiz olduğumu gördükten sonra küçük pastalar yaparak süslemeye karar verdim. Biraz araştırınca binlerce, onbinlerce... cupcake ile karşılaştım. Yalnız cupcake yapan bloglar, fanlar... Sonunda cesaretlenip hafta sonu apartman toplantımız için birşeyler yaptım. Bunlar ilk denemelerim, Yaparken çok eğlendik, en kısa zamanda başka denemeler yapmak istiyorum.

Muffin tarifi Pastacıdan(Fincan ölçüleri; türk kahvesi fincanı)

MALZEMELER

  • 2 yumurta
  • 3 fincan toz şeker
  • 2 fincan sıvıyağ
  • 2 fincan yoğurt
  • 6 fincan un
  • vanilya
  • 1 cup damla çikolata
  • 1 pk kabartma tozu

YAPILIŞI

  • Fırını önceden 170 derece ısıtın
  • Yumurta ve şekerleri mikser ile çırpın
  • Sıvı yağ ve yoğurt ekleyerek çırpmaya devam edin.
  • Un+kabartma tozu+vanilya ekleyin ( ben limon ve portakal kabuğu rendesi de ekledim)
  • hazırladığınız muffin kaplarına eşit oranda koyarak yaklaşık 20-25 dakika pişirin.



PASTACI KREMASI

  • 2 bardak süt
  • 3 yumurta sarısı
  • 2 kaşık un
  • 2 kaşık şeker
  • 1 çay bardağı krem şanti
  • gıda boyası


YAPILIŞI

  • 2 bardak süt+çırpılmış yumurta sarısı+un+şeker hepsini karıştırarak muhallebi kıvamında pişirin.
  • Ilıyıncaya kadar mikser ile çırpın, soğuduktan sonra 1 krem şanti ekleyerek çırpmaya devam edin.

Bu malzemeleri kullarak ben ortaya bunları çıkardım yaparken çok eğlendim. Eminim eli yatkın olanlar daha güzellerini yapabilirler. Kocaman pasta yaparak nasıl bitireceğiz derdi de yok, küçücük birer lokmalık çok eğlenceli. Deneyin derim.


23 Kasım, 2006

ŞİRİN ÇİLEĞİ


Uzun zamandır kocayemiş meyvesinden reçelden başka neler yapılabileceğini araştırdım, bulamadım.
Çocukken servis arabasının camından görür ne olduğunu anlatamazdım. Geçen yıl Sibel'in Kahvesi'ni okuyuncaya kadar merak ettiğim bir meyveydi. Hemen ertesi gün toplanıp getirildi.
Çilek tadını hayal eden ben tam hayal kırıklığına uğradım. Bunca güzel kırmızı rengine rağmen içi çok olgun kayısı yumuşaklığı ve renginde bir meyve. Şahane görüntüsü ile lezzeti çok farklı.

20 Kasım, 2006

KIRMIZI PANCAR



Ne olduğunu merak ettiniz eminim :)

KIRMIZI PANCAR TURŞUSU
başka adı varmı bilmiyorum Kocabaş diyenlerde var :)

Turşucu başı kesildim, yine turşu tarifi. Bu turşunun suyunu içenlerde olmuştur. Ben turşu yemeyi çok seviyorum yazın sıcağında kardeşimle bulduğumuz biberiye turşusunu yemek için kurufasulye bile yapmışımdır.
  • 2 kg kırmızı pancar
  • 3 diş sarımsak (konulmayabilir ama ben seviyorum bu lezzeti)
  • 1 çay bardağı kadar üzüm sirkesi
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 2 yemek kaşığı dolusu tuz.
  • 2 Ad kurutulmuş acı kırmızı biber

YAPILIŞI

  • Pancarların kabukları bıçakla soydum, elma dilimleri şeklinde kestim (kabuğu ile haşlayıp daha sonra soyanlarda vardır ama rengi böyle kalmaz)
  • Üzeri geçecek kadar su ve 2 yemek kaşığı tuz ekleyerek, bir taşım kaynattım. (yumuşamasına izin vermeden diri kalacak şekilde)
  • Soğuyan kırmızı pancarları suyu ile birlikte kavanoza aktardım.
  • 2-3 diş sarımsağı ortadan ikiye bölerek, acı biberlerlerle kavanoza ekledim.
  • Kapağı sıkıca kapatarak serin karanlık yerde 1 hatfa sakladım.
  • Yaklaşık 1 hatfa sonra turşu olmuştur.

Ben turşumun olduğundan bu yana onunla birlikte yiyebileceğim yemekler yapmaya başladım, yapamayınca da salatalarıma karıştırdım, hiçbir şey yapamayınca da öyle yedim kendilerini. Sırada Hamsi Turşusu var :)

09 Kasım, 2006

HAMSİLİ PİLAV

Herkez bilir tarifini birçok kez yapılıp bloglarda tarifleri verildi ama bir karadenizli olarak benim de bloğumda olmalı dedim evirdim çevirdim yazdım. Nasıl sevdiğimi şöyle anlatayım; Hamile iken işim evime uzaktı, tabldot yemeklerinin kokusunu bile dayanamazken, öğle yemeği olarak hamsili pilav getirmiştim ama o zamanlar nasıl iştahlıysam sabah sabah çıkarıp çayın yanında yemişliğim vardır efendim. Dayanamam hamsili pilava.


HAMSİLİ PİLAV

Küçük 4 ölçü 4 kişilik güveç kapları ile (dayanamadım birini yedim)
1 kg kılçıkları ayıklanmış hamsi
2 adet soğan
1,5 su bardağı pirinç
nane, maydanoz, karabiber tuz
İç pilav yapılır, buna fıstık, kuş üzümü falan koyanlar da vardır ama ben sevmediğim için koymadım

Soğanlar ince ince doğradım, biraz sıvıyağda pembeleşinceye kadar karıştırdım, suyu süzülen pirinçleri ekledim, nane, maydanoz, karabiber ekleyerek tatlandırdım, pirinçlerin üzerini biraz geçecek kadar su ekledim, çok kısık ateşe aldım.

Diğer yandan yağlanmış güveç kaplarının içine kılçıkları çıkarılmış hamsileri sıraladım, üzerine suyu tam çektirmeden iç pilav koydum tekrar arasına hamsi sıraladım tekrar iç pilav ekleyerek üzerine fotoğrafta görüldüğü gibi hamsileri sıraladım .
Önceden ısıttığım 230 derece fırında yaklaşık 40-5o dakika hamsilerin üzerleri kızarıncaya kadar pişirdim.


06 Kasım, 2006

ÇİKOLATALI PÜSKÜVÜ:)

Hafta sonu seri imalat yaptım :) Yeni oyuncağım Boncukçu'nun Ankara Bilkent Tepe Home'dan alıp gönderdiği Bisküvi makinesi ile:)) Tarif Paylaşılan tatlardan

Püsküvü tarifi (fındıksız) :)

  • 2 yemek kaşığı oda sıcaklığında tereyağ
  • 1 türk kahvesi f incanı sıvıyağ
  • 1 kaşık süt
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 3,5 su bardağı un

Tereyağ+sıvıyağ+süt+yumurta+vanilyayı ekmek makinemin hamur programında karıştırdım. Un+kabartma tozu ekleyip bir süre daha makinede karıştırdım. Hamuru buzdolabında bir süre dinlendirdim.

Tezgahın üzerine pişirme kağıdı sererek üzerinde bisküvi inceliğinde açtım, kalıplarla kestim. Önceden 170 derecede ısıtılmış fırında 10-12 dk pişirdim.



Bu ölçü ile iki tepsiye yakın bisküvi çıkıyor, ben hamuru ikiye böldüm, çikolatalı bisküvi yapabilmek için un ölçüsünü eksilterek 3 kaşık kakao ekledim. Pastacı Burcu'da gördüğüm çikolatalı bisküvilerden yaptım. Kopya çekerek inci şekerlerle süsledim.

Tatlı, şekerli kurabiyeleri çok da sevmeyen ben; denedim şahane oldular, sizde deneyin :)) Sabahtan bu yana iş yerimdekilere de denetiyorum onaylanmıştır efendim. Olmuş bunlar.

01 Kasım, 2006

EYVAH KIZIM BÜYÜYOR :)

NİCE YILLARA CANIM KIZIM


Bu gün kızım Küçük Beyaz Bulut'un doğum günü. Yine her zamanki gibi şahane pasta yapabilmek için tarifler, pasta çeşitleri aradım (halâ pes etmiş değilim) heyecanla yapmaya başladım. Ne yapmak isterken, bu çıktı ortaya, pembe pasta olacakken, çikolatalı pasta oldu, nasıl oldu ise oldu ama kızım çok mutlu oldu. O' nun mutluluğu beni de çok mutlu etti.
Eve geldiğimiz günü dün gibi hatırlıyorum, şimdi ise nerdeyse boyumca, keşke şu bloglar o zamanlarda da olsa idi hergününü yazabilseydim. (bebek bloglarını imrenerek okuyorum)

Tarifini pek merak edeceğinizi sanmam ama merak edenler olursa;



Zuhal'ciğime duyurulur sonunda kağıt kalem yapmasını öğrendim, pastanın üzerine yazı bile yazabildim. Benim bu yamaklık işi anlaşılan çook uzun sürecek gibi.


PETİT BEURRE BİSKÜVİ

Bu bisküvileri yapmasını ise Paylaşılan Tatlar'dan öğrendim. Ben fındıksız yaptım. Boncukçu'ya (yazık kendisinin halâ bir bloğu yok) ve Nenoni' ye çoookk teşekkür ediyorum. Bana Bisküvi Makinesini alıp, gönderdikleri için :)

Bisküvilerimi nasıl yaptığımı merak edenlere makinesi var onun, makinesi ile yaptım dedim, merak edip görmek istediler, kocaman bir makine beklerken bu işlevsel küçük kalıbı görünce pek güldüler. Ama sonuç ortada makineden çıkmış gibiler. Bizimle bu tarifi paylaştığı için Banu'ya çok teşekkürler.

Tarifte verilen ölçüleri ekmek makinesine koydum, ben başka şeyler yaparken bisküvi hamurum hazır oldu.

Not: Uzun zamandır yazmak istiyordum Hande'yi merak ediyorum gelmiyor artık,
gören var mı?

FELLAH KÖFTE, HAFTA SONU KAÇAMAKLARI

Hafta sonu kaçamakları;
Fellah köftesinin tarifin tamamı Sibel'in kahvesi'nden

Mantar kurabiyelerin tarifi Portakal Ağacı'ndan

Eklenti: Hafta sonu kaçamağı halamın hazırladığı sofra. Fellah köfte ve mantar kurabiyeler bıcır bıcır ikişer kızları olan iki komşusu tarafından yapılmıştır. Bilinen tarifler olduklarından tekrar yazmamak için tarif olan bloglara link yaptım.

22 Ekim, 2006

Bayramınız kutlu olsun


BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN


17 Ekim, 2006

PATLICAN TURŞUSU




MALZEMELER
  • 2 Kg patlıcan (orta boy, çekirdeksiz)
  • 5-6 adet yeşil domates
  • 5-6 adet kırmızı dolmalık biber
  • 10-15 adet yeşil sivri biber
  • Küçük beyaz lahana ( yarısını kullandım)
  • Kereviz sapı ve yaprağı
  • Maydanoz
  • 3 baş Sarımsak
TURŞU SUYU
  • 1 su bardağı sirke
  • 1 çay bardağı turşu tuzu
  • 1 tatlı kaşığı yarısı kadar (fazlası çok ekiş olmasına neden oluyor denenerek buraya eklenmiştir)
  • 1 çorba kaşığı şeker
  • 1 adet aspirin
    (yaklaşık 2 lt kavanoz için 1 lt su ile hazırladım)
(Turşu suyunu içine tuz ekleyip kaynatın. Daha sonra limon tuzu, sirke, şeker ve aspirin ekleyip soğuması için bekletin)

YAPILIŞI
  • Patlıcanların sapları kesip temizleyin.
  • Tencerede kaynayan tuzlu suyun içine atarak yaklaşık 5 dk kadar haşlayın. Süzgeçe alıp süzülmesi için bırakın (ertesi güne kadar kalsın, üzerine ağırlık konulursa acı suyu daha kolay çıkar )
  • İçi için beyaz lahanayı, yeşil domatesleri, kırmızı biberleri, yeşil biberleri, maydanoz, kerevizin yapraklarını ,sarımsakları ince ince doğrayıp harmanlayın.
  • Acı suyu süzülmüş patlıcanların içini karnıyarık gibi ayırın içine bu malzemelerden doldurun.
  • Kerevizlerin yapraklarını aldıkdan sonra kalan sapları ile patlıcanları iki yerinden sıkıca bağlayın, kavanoza sıra ile yerleştirin. ( kerevizle bağlayamadım, kalın iplik yardımı ile bağlayabilirsiniz)
  • Turşu suyunu ve sirkeyi koyarak kavanozu sıkıca kapatın
  • Artan iç malzeme ile yeşil dolma biber ve kırmızı biber doldurarak turşuma ekledim.
  • Serin ve karanlık yerde saklayın (hiç turşu yapmayanlar için uyarı!)
  • 20 günde turşu hazır biz yemeğe başladıktan sonra, yazmadığım aklıma geldi patlıcanların zamanı geçmeden deneyin.

    Ayni şekilde hazırladığım turşu suyu ile fasulye ve kornişon turşu yaptım.

    16 Ekim, 2006

    Gül Tatlısı

    Ben öyle şerbetli tatlılar yapmasını pek bilmem merak ederek denedim, tatlının tarifi Açık Büfe Nezaket'te bilmeden ayni tatlıyı yapmışız :)

    Eklenti : Tatlıya nasıl şekil verildiğini Yemek günlüğü'nden alabilirsiniz. Ben kürdan ucu ile kırmızı gıda boyası ekleyerek, yarım ölçü yaptım.

    08 Ekim, 2006

    Doğum günüm

    Bu gün benim doğum günüm

    26 Eylül, 2006

    KARA ÜZÜM PELTESİ (PAPA)



    Turşu tarifi beklenirken pelte tarifi. Geç kaldım biliyorum ama finduk finduk projesi için. Zamanında kıymetini bilemediğim kara üzüm. Çocukken oturduğumuz lojmanın kapısının önünde kara üzüm salaşı vardı.

    Toplayıp yemek aklımıza bile gelmezdi. Çocukluk; üzümlerin içini yiyerek kabuklarını birbirimizin yüzüne atarak savaşırdık. Annemin bize uzun uzun yalvarmalarından sonra O'na kara üzüm toplardık. O'da bize bunu yapardı.





    KARA ÜZÜM PELTESİ (PAPASI) 3 kişilik

    • 3 su bardağı kara üzüm suyu
    • 2 yemek kaşığı mısır nişastası
    • 1 su bardağı şeker
    • kavrulmuş fındık


    Mısır nişastası, şeker ve üzüm suyu karıştırılarak pişirilir, pelte yapılır. Kaselere aktarılır. Üzerlerine kavrulmuş, iri çekilmiş fındık eklenir.

    Not: Her hakkı
    bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

    15 Eylül, 2006

    KIYMALI MAKARNA

    Makarna ye ve Finduk finduk etkinliklerine değişik bir tarifle katılmak istedim, denemek üzere birkaç tarif de bulmuştum ama yapmaya zaman bulamadım.
    Bu; hepinizin bildiği en kolay kıymalı kelebek makarna. Bu da daha önce yapılan Taze Makarna tarifi.
    Kışlık turşularımı yaptığımda yeni tarifler gelecek.

    11 Eylül, 2006

    BİRAZ ABARTTIM SANIRIM , FEEMİ GELDİİİ

    Tatlı tatlı tatil yazılarını yazıyordum, havaların birden değişmesiyle, bıraktım gezi yazılarını, oysa anlatacak ne kadar çok şeyim vardı. Şimdi kışa hazırlıklanıyorum, nedense de çok severim kışa hazırlanmayı.

    Şimdi tam zamanı olgun domateslerden istenilen miktarlarda alınır, Benim ne kadar aldığımı sormayın ben galiba abarttım :)) Akşam pazarına gittim erik domateslerden aradım küçük ve eziklerdi, bende ayni fiatta olan kocaman kocaman Çanakkale domateslerinden aldım:) tezgahın önüne seçerek dizilen, domatesler kalmıştı. Baktım hepsi çok güzel, eziği yok hepsini alıyorum, tartarmısınız dedim :)) tarttılar 70 kg geldi :))) hiç o kadar geleceğini tahmin edemedim, geri de bırakamadım, baktım arabaya taşıyorlar, annem şaşkın ben şaşkın domatesleri aldık, sonra ne mi yaptık? bütün bir Cumartesi 70 kg domatesle uğraşarak, annemin söylenmelerini dinleyerek, kendi kendime kızarak geçti ama yorgunluk gidince "iyi ki yapmışım dedim" kendime.

    Domatesler (70 kg) yıkanır, sıcak suya atılarak kabuklarının daha çabuk ve ince soyulur. Soyulan domatesler küp küp doğranır. Doğranan domatesler, kavanozlara doldurulur, (sıkıştırılarak doldurulur) üzerlerine çay kaşığının ucu ile tuz eklenir. Kavanozların ağız kısımları temizlenir ve kapakları sıkıca kapatılır. Daha sonra 1 saat kadar kaynatılır. (Kaynamaya başlamasından 1 saat)

    (Fotoğraflar işin yarısında çekilmiştir bir bu kadar daha konserve çıkmıştır)

    Pazar günü babama verdiğim sözümü tuttum. Hıdırelleze gitmek istediğimiz Fehmi' lerin köyüne gittik, yola çıkarken hava kapalı, yağmurluydu, Bartın'da kızı karşıladı bizi köylerine doğru yola çıktık.

    Çok uzun yıllar sonra gördüm Fehmi amcayı, hiç yaşlanmamış dimdik ayakta ayni güleç yüzlü, çipil çipil mavi bakışlı, çocukları çalışmak için başka şehirlere gitmiş, yalnız kalmışlar kocadık biz diyor ama hiç de kocamamış. Bu dünya tatlısı küçük kız en küçük torunu.

    Annemler bizi Fehmi amca'ya bırakıp sinemaya akşam matinesine giderlermiş. Bunu da dün öğrendim. Hiç hatırlayamadığım akrabaları hastahaneye geldiklerinde bizde kalırlarmış, onlar küçükken yaptıklarımızı hiç unutmamışlar, çocukluğumuzu dün gibi hatırlıyorlar, onlar anlattıkça şaşıp kalıyoruz, biryandan da gülüyoruz pek de yaramazmışım. Eskilerden konuşuldu, uzun zamandır haber alınamayanlardan haberler alındı, köydeki işsizlikten, gençlerin göçtüğünden bahsedildi.

    Evleri şimdilerde kaldımı bilmem mutfağında ocağı olan köy evlerinden. Serin puslu bir günde ocağın başında oturup, bütün maharetini sergileyen Femi amcanın hanımının gözleme yapışını izledim.

    Çenesinin kırıldığını hatırladım, kocası Feemi kırmış çenesini, korkutmak için vurmuş ama ne kadar güçlü kuvvetli olduğunu unutmuş, çenesi kırılmış kadıncağızın, utangaç utangaç getirmişti bize; annem doktora getirsin diye. Şimdi diyor hanımı; ben furuyom (vuruyorum) valla başına başına diyor :)) güldürüyor bizi.

    Dayanamadım, odun ateşi ile yapılan mis gibi kokan gözlemelere fazlasıyla yenildi, öğle sonrası güneş açtı, köyün içinde ve ırmak kenarına yürüyüş yaptık. Üşümeseydim ayağımı suya sokup fotoğraf alırdım dedim, teyzelerden biri ben senin için ayaklarımı suya sokarım dedi izin aldım fotoğrafını yayınlamak için.

    anlatıyor bıldır yaptım odunları diyor, bu yıl da yeter.