01 Eylül, 2014






22 Nisan, 2013

BAŞLIKSIZ


Uzun zamandan sonra durduk yerde Kuzine'nin yazdığına bakın :)) Şu fotoğrafa baktıkça içim gidiyor, günlerdir  bakıp bakıp hayaller kuruyorum :)) paylaşmak istedim.
Anladığınız gibi efendim yeni ev ve emeklilik hayalleri kurmaktayım.

Mişamız'da büyümeye devam etmekte merak edenlere...


21 Ekim, 2010

MERHABA AAAAA


Merhabalar her kim beni okuyorsa merhabaaa... 
Bu gün yazarım yarın yazarım tembelliği ile neredeyse bir yıl ara verdiğimi fark ettiğim gün, masamızda ne varsa acele fotolarını çekip yayımlamaya karar verdim. 
Eee tatlı başlayalım, uzun aralar vermeyelim. Pek okuyucumun kaldığını sanmıyorum ama ben yine yeniden yazmaya karar verdim, okuyanlarıma selamlar. 
Çok biriktirdim itiraf ediyorum uzun süre blog okuyamadım umarım takip ettiğim bloglar yazmaya devam ediyordur.
Çoğumuzun evinde yapılan,  (havucum olsaydı havuçlu kek tarifi olacaktı baktım kalmamış)  cevizli,  tarçınlı kek tarifi. Neden yazmak istedim çay demleninceye kadar çabucak yapılabildiği için uzun zamandır öyle kocaman kek kalıpları kullanmıyorum çünkü bitiremiyoruz. Bu tarif 6  kişilik küçük muffin kalıbı için.

Önce çayınızı ocağa koyun . O demlene dursun :)) sonra ikisi birlikte bir de bergamot aroması da varsa 10 dakika sonra evinize dayanılmaz kokular yayılmaya başlayacak .)) sonra fırınınızı 170 derecede ısıtın.

Malzemeler  ( Bildiğiniz türk kahvesi fincanı ölçüleri, kocaman kupalar değil)
  • 1 yumurta
  • 2 kahve fincanı şeker
  • 1 kahve fincanı sıvı yağ
  • 1 kahve fincanı yoğurt
  • 3 kahve fincanı un
  • 1 çay kaşığının yarısı kadar karbonat
(buraya kadar bildiğiniz kek tarifi bundan sonra içine ne eklerseniz kekin adı oluyor. Sevdiğiniz birbirine yakışan malzemeleri karıştırarak ekleyebilirsiniz)
  • istediğiniz kadar ceviz veya fındık isterseniz ikisini de kullandım
  • 1 tatlı kaşığı dolusu tarçın 
Yapılışı
  • Yumurta ve şekeri çırpın öyle şekerin fazla erimesine gerek yok çırpın biraz .
  • Sonra sıvı yağ ve yoğurdu ekleyip hepsini birbirine karıştırın  yine öyle fazlaca çırpmayın.
  • Unu ekleyin, unun üzerine karbonatı ekleyin. sonra tarçını, ceviz  fındık ne varsa ekleyin  bütün malzemeleri karıştırın. Yine öyle uzun uzun çırpmayın benim önerim mikser kullanmadan tahta kaşık yardımı ile yapmanız.
  • verdiğim bu ölçüler 6 kişilik muffin kabına tam geliyor. 
  • Ben içine elma eklemeyi unuttuğumu fark edince fotoğrafta gördüğünüz gibi dilimleyerek üzerine yerleştirdim.
  • önceden ısıttığınız  fırında 170 derecede 20 dk pişirin.

Bu arada çayınız olmuş oluyor silikon kalıplardan kekler sıcak da olsa kolay çıkarılıyor. Bütün bu kokular eşliğinde çayınızı yudumlayıp keklerimizi yerken bizim mutfağın çeşnici başı ve de ayni zamanda konu mankenimiz , mutfak kuşu BICIRIK ( bu ara yeni kelimeler türetmekte,  Bıcırıkçığım ve Fıstıkçığım birleştirilerek  kendine FISTIRIKÇIM demekte :)))   ) masamın baş konuğu  keklerin tadına bakıp, yanında çay içmezse olmazdı tabii. Bıcırığı merak edenlere haberler de vermiş olduk iyilerdir kendileri. 
Şimdilik bu kadar, hoşça kalın. Bakalım kimler beni okumaya devam ediyor ;)






19 Mayıs, 2009

Yakında




Yeniden aranıza geliyorum :) unutulduk mu?

24 Haziran, 2008

03 Mayıs, 2008

2008 Hıdrellez



Artık gelenekselleşen, blog yazmaya başladığımdan bu yana her yıl yazdığım Hıdrellez yazısı. Online Dileklerinizi yazmayı unutmayın :)

Hepinizin bahar bayramınız kutlu olsun, bütün güzel dilekleriniz gerçek olsun.

18 Mart, 2008

BÖĞÜRTLEN MARMELATLI KURABİYE




Özlediğim bloglardan biri Mutfak Güncesi Şaziye'nin reçelli kurabiyeleri. Bu defa böğürtlen marmeladı kullanmanın dışında hiçbir değişiklik yapmadan tarifini uyguladım.

Katmerli poğaçaları gibi mutlaka denenmesi gereken, ağızda dağılan, fındıklı ve marmelatlı kurabiyeler.


07 Mart, 2008

Dünya Emekçi Kadınlar Günü



Bu gün, her yıl bütün dünyada çeşitli sloganlarla kutlanmakta ancak tarihsel önemi ve anlamının içi boşaltılmaktadır. Yılın yalnızca bir gününde kadınların ağzına bir parça bal çaldığı Dünya Kadınlar Günü adıyla anılmaktadır.

  • 2005 yılında Bursa'da tekstil fabrikasında, kapılar üstlerine kilitli olduğu için yanarak can veren beş genç kadın;
  • 2007'de toplayacakları fındıktan kazanacakları 20-25 YTL uğruna Giresun'a giderken hayatlarını kaybeden tarım işçisi kadınlar;
  • Ceylanpınar'da süt sağarak günlük 7-8 YTL kazanmak üzere minibüsle giderken dereye düşen 12-15 yaşındaki kız çocukları;
  • sigortasız, zorunlu fazla mesailerde çalıştırılan tekstil işçileri .....

Bunlar unutularak, son yıllarda ise kadın kadına karşılıklı göbek atarak eğlenilecek bir gün gibi kutlayanlara bir hatırlatma olsun istedim.



Tarihçe
Kaynak Vikipedi, özgür ansiklopedi
8 Mart 1857 tarihinde ABD nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
26- 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kabul etti. Sendikalar yıllarca bu önemli günde kadına yönelik ayrımcılığı daha güçlü olarak dile getirdi.

23 Şubat, 2008

Hoşgeldin İdil bebek



Yazmadan olmuyor :) ikinci kez teyze olacağım müjdesini vermiştim. Güzeller güzeli İdil bebeğimiz 15.02.2008'de dünyaya geldi. (Yazmaya ancak zaman bulabildim)




Yazmayı unutmuşum :)
kurabiyeler her zaman hazırladığım kurabiye tarifinden 2 ölçü hazırladım yarısı portakal aromalı yarısı zencefilli yaklaşık 130 tane kurabiyemiz oldu.
Hepsini pişirmek için pastane fırınından yardım aldık. Annenin, babaannenin, anneannenin, küçük teyzenin, büyük halanın, yardımcının, hatta pastacı yamağının... yardımlarıyla hazırladık.
Kurabiyelere devam etmek üzere masada bırakıp kontrole gittiğimizde, İdil bebek sürpriz yapıp 5 gün öncesinden dünyaya geldi :))

14 Ocak, 2008

BİRKAÇ YAŞ DAHA




Geçen yıl heyecanla kuzine birkaç yaşında yazımı yazdım. Son sözüm; "daha ne kadar sürer? bilemiyorum ama çoğalan arkadaşlarla, arkadaşlıklarla devam etmesini isterim..."olmuş.

Yine çoktan geçen birkaç yaş yazısı.

Yeni öğrenmeye başladığım şeker hamuru ile modelleme merakımı destekleyip, pes etmeden, gayret etmem için yüreklendirdiniz.

Yaşadığım tatsız olayda beni yalnız bırakmayarak, desteğinizi esirgemeden, gücümü hatırlattınız

Bütün güzel günlerimizi, en güzel dilek ve dualarınızla paylaştınız.

Geçen günlere özlemlerimizi paylaştık, (Beynelmilel ile kuzineli ev ile pembe domates ile kuru yufka ile...)

Çiçek biberi bilir misiniz? diye sorduğumda İncirce Selin'in biber tohumunu bulup göndermesi, blog arkadaşlığının en güzel ifadesi oldu. (fotoğraftaki tohumlar)

Kuzine'yi izlediği bloglar, sürekli izleyenler için yazıyorum sanıyorken, gelen ziyaretçileri gördükçe şaşırıyorum. Laz Böreğini, hamsili pilavı... ararken Kuzine'yi bulup, gelen yüzlerce ziyaretçiyi şaşkınlıkla izliyorum.

Her gün gelen ziyaretçilerimi görüyorum, ama ben tanıdık bloglar arar oldum. Kapanan blogları özledim, Mutfak güncesi Şaziye'yi özledim, Matilda'nın yazılarını özledim, ilk blog yazmaya başladığım günlerde sık sık ziyaret eden Hande'yi özledim, Sincaplı mutfağı olan Behiye'yi özledim, Ece'yi özledim...artık sıklıkla ziyaretime gelmeyenleri özledim.

Evet çoğaldık hem de çok çoğaldık neredeyse her gün hiç okumadığım bloglarla karşılaşıyorum, farklı isimlerle. Sonra gördüm ki bu blogların bazılarında, başkalarının fotoğrafları ve yazıları bir kaçında da ise benim yazılarım, fotoğraflarım.

Öyle ki Karadeniz yemekleri etkinliğine katılarak benim yazımı yayınlayanına bile rastladım. Bunlar benim fark edebildiklerim kim bilir daha nerelerde benim yazılarım kullanılıyor. Bunları gördükten sonra yazmak gelmedi içimden. Ufuk "pilavdan dönenin kaşığı kırılsın" demişti, kaşık kırılıyor gibi.

Yaptım kendini bilmezlik açtım bir blog, yamak olmaktan öteye gidemeden, bildiklerimi yazdım, çoook şeyler öğrendim sizden, öğrendiklerimi paylaştım, içimden geldiği gibi yazdım. . .

Kuzine sizde nasıl izlenim bıraktı ? kapatsın mı artık bu sayfayı ?

02 Ocak, 2008

GÜLLÜ PASTALAR







Ayni pastaları tekrarlayıp durur oldum. Uzun zamandır yazmıyorum sanmayın ki boş oturuyorum. Bildiğiniz pastaları tekrar tekrar yapar oldum, bu da örneği.

29 Aralık, 2007

19 Aralık, 2007

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN


BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

29 Kasım, 2007

ESRA İÇİN MİNİK PİZZA ve AÇMA



Bir gün; böyle tarif yayınlayacağım hiç aklıma gelmezdi. Bir çok blog duygularımızı dile getirdi, çoğuna katılıyorum. Esra ile fazla paylaşımımız olmadı, bloğunu tarif almak için her görüntülediğimde; gencecik, hayat dolu, herşeyini paylaşmak isteyen, genç bir öğretmenin öylece bırakıp, aramızdan ayrılmasına içim acıyor.

Esra, her tarif için bir hikayesini yazmış, benim seçtiğim tarife şu cümlelerle başlamış ;

"Sanırım çok bunalım takıldım son günlerde. Umarım çok sıkmadım sizi. Ama demiştim ya ailem gibi oldunuz. Kime anlatayım? kime dertleneyim ve naz yapayım? Tabi ki siz
Bu süre zarfında en büyük ilacım blog arkadaşlarımın sayfalarını gezmek ve yorumlar bırakmaya çalışmaktı. Fark ettim ki çok arkadaşım olmuş. Mutlu oldum. Hem de çok. Gezerken eğlendiğimde oldu hüzünlendiğimde. "
...



Açma ve Minik Pizzaların tarifleri, Esra için hazırlanan KEVGİR ÖZEL SAYISI'nda



26 Kasım, 2007

ÖĞRETMENLER GÜNÜ PASTALARI



Sınıf öğretmenlerinin, Öğretmenler Gününü kutlamak için öğrencilerin sürpriz pastaları.
Kakaolu pandispanya, çikolatalı krema ile hazırladım. Üzerine gıda boyası ile renklendirdiğim yenilebilir şeker hamuru ve alelacele hazırladığım çiçek buketi.
Yapımının çok kolay olacağını düşünerek başladım ama sonunu getiremiyeceğimi sandım. Çok uğraşmama rağmen istediğim kadar düzgün kitap görünümü olmadı. Biraz yıpranmış oldu ama çocuklar bu haline de bayıldılar :) Etiketin üzerine dilediklerini yazmak üzere boş bıraktım.



Öğrenci sayısı fazla olunca büyük bir pasta yapmak yerine ikinci bir pasta hazırladım. Yine kakaolu pandispanya, çilolatalı krema ve damla çikolata kullandım. Üzeri çikolata ganaj ile kapladım, yenilebilir şeker hamurundan hazırladığım çiçekler kullandım. Çikolata sertleşmeden çiçekleri yerleştirmek zorunda kaldım:)




Bu pastanın böyle kocaman göründüğüne bakmayın :) 17 cm çember kullanarak, küçücük 3 katlı kakaolu pandispanya, çikolatalı krema, üzeri için yenilebilir şeker hamurundan fiyongları hazırladım.

İlk yaptığım facia paket pastadan sonra :) Su'nun, öğretmeni için yaptığım bu paket pasta sanırım biraz daha düzgün oldu.

14 Kasım, 2007

KIŞ HAZIRLIKLARI, KURU YUFKA



Kış hazırlık tariflerini yazmak için epeyce gecikilmiş bir etkinlik oldu :) yenilmeye başlanılan, hatta bazıları şimdiden biten kış hazırlıkları için, çocukluğumdan özlemle hatırladığım kuru yufkayı konu olarak seçtim kendime. Kışa ve özellikle ramazan günlerine telaşla yetiştirilen, koşuşturma içerisinde bir kaç eve birden yardımlaşılarak açılan, odun ateşinde mis gibi kokular içinde yapılan kuru yufkalar.

Çocukların ateş ve hamurların yanına yaklaşılmasına izin verimezken, yavru kediler gibi merakla, yufkaların açılmasını, mis gibi odun ateşi ile karışan yufkanının dayanılmaz kokusuna yalana yalana uzaktan izlememize izin verilirdi :)

Annemin çok şey öğrendiği becerikli, tatar göçmeni, komşu ciciannemiz, acınaklı bakışlarımıza dayanamayıp, bir yufkanın arasına, biraz sanayağ sürerek bize uzattığında ise boğazsız ben, yemek yemeyen ben... nasıl yerdim.

Yufkalar açılır, işler kolaylanır sabırsızlıkla beklenilen ana sıra gelir. Demlenen yorgunluk çaylarının yanına saç üzerinde yapılan gözlemeler, sohbetler, kahkalar arasında yenilirdi. Yıllar sonra bu özlediğim kokuyu ve lezzeti kuzeli evden yazımda sizlere yazdım.

Ama bu defa yerler değişmiş, hamuru elleyebilen, oklava tutabilen, yufka pişirebilen ben etrafımızda ayni bakışlarla, sabırsızlıkla izleyen çocuklar...

İşte orada hazırlanan yufkalarla yaptığım börek ve de tarifi. Kuru yufkayı özleyenler için.




4-5 adet kuru yufka su ile ıslatılarak, yumuşatılır. Bu yufkalarla istediğiniz börek harcını, hazırlayarak istediğiniz yöntemle pişirebilirsiniz. İsterseniz sıvıyağ, yumurta, süt ile fırın tepsinize döşeyerek fırınınızda pişirebileceğiniz gibi, tavanıza döşeyerek tava böreği de yapılabilir.

Ben kısa zamanda hazırlandığı için tavada yaptım. Yufkaları tavaya yerleştirip, her kat arasına bir kasede hazırladığım, süt, sıvıyağ ve çırpılmış 1 yumurtayı karıştırarak fırça ile sürdüm. Orta katın arasına ise hazırladığım ıspanaklı harcı yaydım. Kısık ateşde bir süre altını kızartarak bir düz tabak yardımı ile ters-yüz yapıp, diğer tarafının kızarmasını sağladım.

Severim kış hazırlığını, Daha önceki yazımda nasıl abartarak domates konservesinin nasıl yapıldığını yazmıştım okuyanlar hatırlar :))

Dondurucuya yaz sebzeleri ve meyvelerini hazırlar koyarım. Taze fasulye başta gelir, sivri biber, dolma biber, közlenmiş kırmızı biber, közlenmiş patlıcan, bamya, mısır, taze barbunya gibi sebzeleri, böğürtlen, kırmızı erik, vişne, şeftali gibi dondurulmaya uygun meyveleri zamanında alır, sebze vakumlama ve paketleme aleti kullanarak, alışkanlık halinde her yıl dondurucuya hazırlarım.

Başka ne yaparım? turşu sever ben daha önce tariflerini verdiğim turşular hazırlarım. Merak ederseniz;

03 Kasım, 2007

ÇİÇEK DOĞUM GÜNÜ PASTASI



Kızımın doğum günü için hazırladığım pasta. Aslında kendisi Heartagram işareti olan siyah bir pasta istemişti, hatta bunun için hazırlık bile yaptım ama hiç içimden siyah şeker hamuru kullanmak gelmedi. Biraz benim ısrarım sonucu çiçekli, puanlı çok kısa zamanda bu pastayı hazırladım.

Nice nice yıllara Su'cuğum :)))

29 Ekim, 2007

187. sayfa


İngiltere'den Mektuplar yazan Fatma'nın 187. sayfa sobesi.Tahsin Yücel'in Kumru ile Kumru adlı kitabını ikinci kez okurken geldi. Bir çoğunuz okumuşsunuzdur. Köyden kente göç hikayesi içinde değişimi, tüketim toplumunu ve getirdiği insan ilişkilerini masalsı bir dille anlatıyor.



Tahsin Yücel'in Kumru ile Kumru adlı kitabından 187. sayfa alıntısı

"Bilal dayı reklamlardan ders alın diyor ya nesinden ders alayım ben bunun?" diyordu Kumru. Bir başka reklamda, bu kez bir hanım, bir çamaşır makinesini çalıştırıken, görünmeyen bir adam adını pek anlamadığı bir çamaşır makinesinin büyük parçaları rahatça yıkadığını söylüyor, kadın makineden kocaman kırmızı bir kumaş çıkarıp birçok kez katlayarak bavula koyuyor, arkasından, çok kalabalık bir yerde büyük mü büyük bir Türk bayrağı açılıyordu. Kumru gene şaşırıp kalıyor, "Hoppala paşam, Malkara Keşan!" diye söylenerek uzaktan-kumandaya basıyor, Hakan'ın okuldan dönmesini bekliyordu.

Hakan annesinin sorularına gülüyor, "Ha o mu, reklam işte: çamaşır makinesinin içinin çok geniş olduğunu anlatıyor," diye yanıtlıyordu.
"Ya o bayrak, o kalabalık?"
"Reklam işte: bayrak çok büyük olduğuna göre, makinenin içinin de büyük olduğunu gösteriyor." "Peki, o kalabalık ne oluyor?"
"Bayrağı statta açıyorlar, milli futbol maçında."
"Hoppala paşam, Malkara keşan!" diyordu Kumru, başka soru sormuyordu.

*****

Ben de Nenoni'yi ve de Oya'yı sobeliyorum.

21 Ekim, 2007

YENİ EV PASTASI VE KURABİYESİ




Yeni evine taşınan halama hazırladığım, yeni ev pastası ve Ev kurabiyesi. Bilinen portakal aromalı, kakaolu 4 katlı pandispanya, çikolatalı krema, toz gıda boyası ile renklendirdiğim yenilebilir şeker hamuru.

(Pandispanyayı detaya girmeden geçiştiriyorum, isteyen olursa ayrıntılarını yazarım)

Kurabiyeler ise zencefilli daha önce tarifini yazdığım kurabiye tarifi ile yarım ölçü hazırladım.

Ev şeklinde kurabiye kalıbını yine hanimişin tekniğinde, Nenoni ile beraber yaptık. Gıda boyası ile renklendirdiğim yenilebilir şeker hamuru kullanarak kapladım. Çiçekler, yapraklar yenilebilir şeker hamuru.


Perdeleri başka renkli şeker hamurundan hazırlasaymışım daha anlaşılır olurmuş, bir de yine şu çiçek takıntısından kurtulsam iyi olurmuş. Hepsini yerleştirdikten sonra pastanın üzerinin çok kalabalık olduğunu farkettim.

20 Ekim, 2007

MODİFİYELİ YEĞEN PASTASI:)

İYİKİ DOĞDUN TEK YEĞENİM, NİCE NİCE YILLARA...



Bu gün doğum günü olan yeğenim için hazırladım. Her zaman yaptığım 4 katlı, kakaolu, portakal ve vanilya aromalı pandispanya. Ara katlarında çok çilolatalı krema ve muz kullandım. Mavi toz gıda boyası ile renklendirdiğim şeker hamuru ile kapladım.

Biraz daha büyüyünce kendisinin de almak istediği Gökhan abisinin modifiyeli tosbağasının fotoğrafından Nenoni'nin yardımları ile kopya çekerek şeker hamurunun üzerine, Ufuk'un tekniği ile çizdim ve hamurunu modifiyeledim :) eee acemi işi bu çıktı ortaya.

Zencefilli kurabiyelerin kalıplarını yine Nenoni yardımları ile ben hazırladım. Yatılı okuldaki arkadaşlarına getirsin diye..



Gökhan abisinin Modifiyeli Tosbağası

14 Ekim, 2007

YE#27 KARADENİZ YEMEKLERİ

Karadeniz Yemekleri etkinliği için yeni tarif ekleme zamanım olmadı. Etkinliği takip edenler için Laz Yemekleri Kategorisindeki fotoğraflarıma ve yazılarıma link verdim.

Etkinliğe katılan bir bloğun Laz Böreği tarifimi orjinalini bozmadan denemesi memnunluk verici ancak o kadar orjinali bozmadan denemiş ki :)) fotoğraf hariç yazımın tamamını copy-past yaparak yayınlaması, kendi deneyimlerini yazmak varken ne kadar etiktir acaba ?

Tariflere konu başlıklarından ulaşabilirsiniz.

LAZ BÖREĞİ



KARA ÜZÜM PELTESİ (PAPA-PEPEŞURA)



HAMSİLİ PİLAV





TURŞU KAVURMASI




HAMSİLİ EKMEK




KARALAHANA EZMESİ