11 Ocak, 2007

Beynelmilel bir şey !

Alışveriş yaparken kasada bunları görünce çocukluğum sinemalarını hatırladım. Çocukken oturduğumuz lojmanların sinemasında; çarşamba ve cumartesi günleri öğrenci matinesi yapılırdı.
Kuyrukta bekler, sinema kartlarımızı gösterir içeri girerdik. Yankılanan çocuk çığlıklarıyla bu defa lobideki kocaman oval büfenin önünde Sinemacı Avni amca'dan jiklet, leblebi, ve mahalle gazozcularının beyaz gazozunu alabilmek için itişip, kakışıp, bağrışırdık. Kapağı pof diye açılan gazozdan dumanlar çıkarken içine bir külah (böyle satılırdı) beyaz leblebi doldurarak, şişenin ağzını elimizle kapatarak çalkalar, çalkalar köpük yapıp içmeye bazende birbirimize fışkırtmaya bayılırdık.

Ağzıma sığdırmaya çalıştığım kocaman arap kızlı Mabel jikleti, kocaman balonlar yaparak tel kafeslerin arkasındaki film afişlerini tek tek okur, resimlerine bakardım. Büyülü perde açılıp film başladığında hep birlikte atılan çocukça kahkahalarla güler, korkunca sıraların aralarına saklanır, bittimi diye iki sıranın arasından filme bakıp, bitmemişse yeniden gözlerimizi yumar, kulaklarımızı kapardık.

Hangi artisti çok seversin diye sorulduğunda ben hep Filiz Akın'ı derdim. O hafta ne izlemişsek bütün hatfa bütün oyunlarımızda onu yaşardık. Kara murat, tarkan yada kızılderili filmi izlemişseksa birer dal parçası atımız olur ok-yay gezerdik, yada elimizde ütü kordonu mikrofon yapar şarkıcı olurduk...

Dağcılıkla ilgili film izlemişsek ağaçlara dağa tırmanır gibi tırmanırdık. Ah!!! zavallı annem :))
Nadia Commanençi'nin hayatını izledikten sonra atlama tahtası olarak annemin yatağını kullandığımızdan iki terlik yemişliğim de vardır.

Pazar günü kadınlar matinesi olurdu babaannemin eteğinden tutup ağlardım. Ayni filmi onunla da seyretmek isterdim. Bir gün böyle ağlaya ağlaya sinemaya gittik ama içeri almadılar. Babaannem benden ayrılamadı (Cadoloz ismim burdan gelir:)) Sinemacı Avni amca Babaanneme acıdığından "içeri almamız yasak ama makine dairesinden izlesin bari" diyerek beni makinistin yanında bir kasanın üzerine oturtup, film makaralarının yanından burnumu sile sile film izlemem izin verdiler.

Kan görmeye, dayak yiyen birini görmeye dayanamaz, Kızılderili filmlerine bayılırdım, hep kızılderilileri tutar onların topraklarının işgal edilmesine bir gecede hepsinin öldürülmelerine üzülürdüm, çoğu zaman ağlamaktan kızaran gözlerle dışarı çıktığımızda güneşe bakamaz olurduk.

Filmin başlamasını beklerken bunlar geçti aklımdan. Gençken bitti sinemaya gitmeler. Bir dönemin gençliği böyle ...sinemasız, kitapsız, tiyatrosuz...
Filmin bir sahnesinde Gülendam'ın arkadaşı "çocuklarımız; ortalık, toz, duman, kan içindeyken siz ne yapıyordunuz diye sorduğunda, ne söyleyeceksin ?" diye sordu;

Dönüp yanımda oturan kızıma baktım hiç sormadı bana, bu hiç sorulmadı bize!

Film bittiğinde öylece dona kalmış oturuyordum, gözlerimden boncuk boncuk akan yaşları saklayamadım. Yine çocukluğumda ki gibi ama bu defa yaşananları hatırlayarak kıpkırmızı gözlerle karanlığa çıktım. " Beynelmilel bir şey " satır satır bunlar geldi aklıma

SÖZÜM SANADIR
...
Gün gelir, suç sayılan erdem, erdem sayılan suç olur.
Gün gelir, içerideki dışarıda, dışarıdaki içerde olur.
Gün gelir seni bulur.
Sen ki insansın Sözüm sanadır
...
Erdal Atabek

15 yorum:

flood dedi ki...

canım arkadaşım,
yazılarını okurken çocukluğum aklıma geldi. sinamaya bende anneannemle giderdim. hanımlar matinasına annemle ve komşularımızla giderdik. ben fasulyedendim ya birde yaşıma göre iyi dururdum. neyse o güzel günleri hatırlattığın için teşekkür ederim
sevgilerimle

Behiye dedi ki...

Kuzineciğim, ne güzelmiş sinema anıların böyle...Çok zevk aldım okurken. Benim çocukluğumdan hatırladığım bir şey var, o da abimin beni götürdüğü bir uzaylı film ve sonrasında yıllarca rüyalarıma giren bizi kaçırmaya çalışan uzaylılar:))

yok ki dedi ki...

Cok guzel anlatmissin, merak ettirdin Beynelmilel'i de. Bakalim film ne zaman dunyanin bu tarafina ulasir ki bizler de izleyebilelim.

Burada (ABD) Turk filmleri Turk arkadaslarla toplasilarak izlenir. Kim hangi filmi bulmussa emaillerle haber verilir, filmin (VCD ya da sansliysak DVD) gosterilecegi mekan ve zaman konusunda anlasilir, mumkun oldugunca kalabalik bir sekilde izlenilir.
Bence en basarili gosterim Babam ve Oglum'da olmustu. Amerikali arkadaslar bile alt yazilara ragmen aglamisti; filmi bilmem kacinci defa izlemesine ragmen aglayacak kadar etkilenen Turklerden bahsetmeye bilmem gerek var mi?

Kim bilir belki bir gun ben de bu film gosterilerini anlatacagim senin cocuklugunu anlattigin gibi. Aradaki fark, bizlerin filmi izlerken filmin yani sira memleketten goruntuler yakalayip ozlem gidermeye calismamizin huznu olacak sanirim.

munevver dedi ki...

Kuzine,günaydın...Sen salon sinemasını anlatırken benim de aklıma yazlık,bahçe sineması geldi.Çekirdek çitlediğimiz,gazoz içtiğimiz...Ne güzeldi...
Sevgiyle,nanelimon

damak tadı dedi ki...

Sevgili Kuzine,
Benimde çok sinema anım vardır rahmetli ananemle,şimdi birden çocukluğuma döndüm.))

Özellikle Samsun'da gündüzleri kışlığa geceleride evimizin arkasında bulunan yazlığa giderdik.
Özellikle kabak çekirdeğimiz olmadan asla..

Teşekkürler paylaşımların için..
Ben bu filmi izledim,bakalım arkadaşlar beğenecekler mi??

Mutlu bir hafta sonu diliyorum..

Sevgilerimle..

Defne dedi ki...

Keyifle okudum. Ben de anneciğimin kardeşimi ve beni, tiyatroya götürdüğü o soğuk Ankara gününü unutamıyorum. Soğuk vız gelmişti, tiyatro oyununa gidiyorduk ya çok heyecanlı ve mutluyduk. O zamanlar Ankara'ya teyzemizi sömestr tatilinde ziyarete gelirdik. Küçük bir ilçede yaşayan ben ve kardeşim için çok özel birşeydi bu.

Beynelmilel'e en yakın fırsatta gideceğim.

Behiyeciğimin yorumuna çok güldüm :).

Adsız dedi ki...

ben merak ettim de acaba heybeliada daki askeri sinemaydi...ayni hatiralari ben de hatirladimda...sevgiler

cadı dedi ki...

Canım ne güzel anlatmışsın:)) Aynı şeyleri ben babamın her hafta getirdiği çocuk tiyatrosu biletleri sayesinde yaşadım. Şimdi ki çocuklar bizler gibi deli dolu yaşayamıyor çocukluklarını malesef, hepsi yuvalarda izole hayatlar sürüyor:( Filmleri bizde "yok ki" nin izlediği gibi izliyoruz, vcd yada şanslıysak dvd..

kuzine dedi ki...

Sevgili Flood; güzel günler hatırlamana sevindim.



Behiye'ciğim;
korkularını mı tazeledim :)



Sevgili Yok ki;
Belki oyuncu kadrosu Babam ve Oğlum 'daki kadar güçlü değil ama bence daha vurucu bir film.
O filme defalarca izleyip ağlayan arkadaşlarınız eminim bunda çok başka şeyler hatırlayacaklardır.
Yine hep birlikte izlemenizi öneririm.
Sevgiler.

kuzine dedi ki...

Münevver'ciğim;
Çekirdek çitlemek yasaktı ama, mutlaka sinema harçlığı olarak sgazoz, leblebi, arap kızı jikleti parası verilirdi.


Sevgili Gül;
Belki de bu dönemleri yaşamayanlar için anlaşılması zor gelebilir.

Sevgiler.

kuzine dedi ki...

Defne'ciğim;
İnsanlar ne küçük şeylerden mutlu olabiliyorlardı. Küçücükken bir soğuk Ankara günü en mutlu olduğun günlerden biri olarak hafızanda kalmış.

Filmi izlemenizi öneririm. Bir dönemin ne kadar hızla değiştiğini ayrıntılarda anlatıyor.

Sevgiler


İsimsiz ziyaretçi;
Askeri sinema değildi.


Canım Cadı'cığım;
Şimdi çocuklar, çocuk olduklarının bile farkında değiller :)) büyüyünce birbirlerine ne anlatacaklar çok merak ediyorum :))

bocuruk dedi ki...

Kuzine'ciğim,
Ben de Filiz Akın'ı severdim en çok hala da severim. Ama benim çocukluğumda sinema anım yok. Hayal meyal hatırladığım bir açık hava sineması var Ayvalık tatilimiz sırasında gittiğimiz o kadar. Ben kızlarımı götürmeye çalışıyorum ama. Güzel pernsesim film seyretmeyi çok sever ve fantastik filmlerden hoşlandığı için de rüyaları bile o filmler gibidir. Bu arada benim kızlar da bizim yatağın üstünde zıplamayı çok seviyorlar. Ben de aynen annen gibi sinirleniyorum tabii :)

kuzine dedi ki...

Sevgili Bıcırık;
Biz çocukken oyunlarımız, kitaplarımız ve radyomuzdan başka tek eğlencemiz sinemamızdı.
Bu gün herşey o kadar hızlı tüketiliyor ki o dönemin mutluluklarını şimdikilere anlatmak güç olsa gerek.

Pınarın Klubesi dedi ki...

Merhaba Kuzine,
çok güzel yazmışsın, tam bir çocukluk yaşamışsın aferin sana. Ben ilk sinemaya 13-14 yaşında iken gidebilmiştim sanırım. Eşkiya idi benim ilk sinema filmim. Mabel i de 3 yıl önce tattım. Eşim biz çıkarken kutu ile alıp gelmişti bana. Gazoz yada leblebi sefam da olmadı benim:) Kendimi Küçük Ceylan gibi hissettim biraz:)) Yazını okuyunca ben de seninle yaşadım onları sanki, teşekkür ederim.
Filmden çıkarken benim gözyaşlarım damla damla değil, sel gibi akıyordu, hamilelik daha da duygusallaştırıyor sanırım. Bir başka acı olay da var tabi. 80 döneminde kayıp vermiş bir aileyiz biz. Hiç göremediğim bir abim var Gülendam'ın Haydarı yaşında. Onun gibi kör kurşuna kurban gitmiş. Film o yüzden daha bir dokundu bana sanırım.
sevgiler...

kuzine dedi ki...

Merhaba Pınar;
Sen beni yeniden ağlattın pınar, yeniden tazelendi her şey, bu hormonlardan çok yaşanmışlıklarla ilgili.
Film bittiğinde yerimden kalkamadım, uzun süre gözyaşlarına boğuldum, anlatırken bile bir şeyler düğüm düğüm boğazımda, ayni şeyleri hissediyorum. Hepimize bir şekilde dokunan bir dönem, hepimizin içini acıtan bir dönem beni babam ve oğlumdan çok daha fazla etkiledi.
Sevgiler.