28 Eylül, 2007

Boncukcu ve Minnoş'a



Nenoni yazısında anlattığı gibi Ankara'ya gitti. Her dönüşünde Boncukçu'nun gönderdikleri ile eli kolu dolu döndü. Mumlar, boncuk takılar, ebrular, kitap ayraçları, kurabiye kalıpları... beni çocuklar gibi sevindirdiler.

Bu defa ben bir şeyler yapıp göndermek istedim ama kurabiyelerin görüntüsüne aldanmayın çünkü onlar yenilemez kurabiyeler oldu, pasta da yolda dağıtmış kendini :)
(kurabiye kalıplarını Hanimiş'den öğrenerek ben yaptım)

Tekrar doğum günün kutlu olsun Boncukcu, nice yıllara.




18 Eylül, 2007

İMAM BAYILTAN RATATOUİLLE :))


Başka bir değişle Remi'nin yemeği :))

Araştırmaya başlayıncaya kadar Ratatouille çok malzeme ile yapılan, uğraştırıcı zor bir yemek olduğunu sanıyordum. Bildiğimiz bizim İmam Bayıltan Ratatuliymiş meğer :)) neredeyse hemen hemen ayni malzemelerle yaptığımız zeytinyağlı, fırınlanmış sebze yemeği. Yemek eleştirmenine annesinin yaptığı yemeklerini, çocukluğunu hatırlatan çok basit ama çok lezzetli . Eksiklerimi tamamlarsınız umarım.

Remi usulu Ratatouille malzemeleri

Sos malzemeleri

2 yemek kaşığı sızma yağ, 2 diş rendelenmiş sarımsak, 1 orta boy çok ince doğranmış beyaz soğan, 3 büyük domates, maydanoz, defne yaprağı (ben kullanmadım), 1 tatlı kaşığı şeker, tuz.

Domateslerim kabukları soyulur, soğanlar çok ince doğranır, bütün malzeme karıştırılarak yaklaşık 20 dakika pişiririlerek sos yapılır.

  • 4 orta büyüklükte domates
  • 1 kabak
  • 1 patlıcan
  • 1 küçük beyaz soğan
  • 1 kırmızı biber
  • 2 yeşil dolmalık biber
  • 2 diş rendelenmiş sarımsak
  • 2 kaşık sızma yağ.
  • fesleğen
  • tuz

YAPILIŞI

Domates, kabak, patlıcan, kırmızı biber, dolmalık biber ve soğanlar halka halka çok ince kesilir (çok ince kesmeme rağmen nedense fotoğraflarda çok kalın göründü)

Fırın kabınıza hazırladığınız sos malzemesini koyun ve üzerine dilimlediğiniz sebzeleri sırası ile dizin, üzerine sızma yağın içine rendelediğiniz sarımsaklı karışımı fırça yardımı ile sürün.

Kullandığınız kabın büyüklüğünde pişirme kağıdı keserek koyun ve tekrar folyaya sararak 230 derecede 40-50 dakika pişirin, sonra üzerinden folyoyu alın yaklaşık 10 dakika da böyle pişirin.

Biz çok beğendik bir dahakinde fırınlamadan denemeyi düşünüyorum, şu bildiğimiz imam bayıldı gibi.

13 Eylül, 2007

Bilen var mı?



Bu ne biberidir bilen varmı ?



Düzce-Gölyaka pazarından aldım. Turşu yapıldığını, adının da Avize Biber olduğunu söylediler. Döner dönmez 2-3 saat kadar :) araştırdım yok böyle biber yok ya da ben bilgiye ulaşamadım.
Sebze yetiştiriciliği konulu bir internet sitesine mail gönderdim, yanıt alamadım. Daha önce görenler adının çiçek biber olduğunu söylediler onu da araştırdım, yine sonuç alamadım.

Adını bilmediğim biberin turşusunu yaptım, birkaç tanesini fırın köftenin yanına sıraladım, hafif ağzı yakmayan acısıyla lezzet kattığı gibi görüntüsü ile şıklık kattı. Bakalım tuşusu nasıl olacak?


... ? BİBERİ TURŞUSU
  • 1,5 kg biber
  • 1 lt su
  • 2 yemek kaşığı turşuluk kalın tuz
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 1 çay bardağı sirke
  • sarımsak 6 diş
  • birkaç tane limon tuzu

Kaynamış suyun içine sarımsak ve sirke hariç bütün malzemeleri karıştırın, soğutun. Yıkanan biberleri bir iğne yardımı ile birkaç yerinden delin, kavanoza yerleştiriken aralarına sarımsakları koyun, soğuyan suyu ve sirkeyi ekleyin.




Kıyamadım :) onca yoldan misafir gelmiş artık, ne yapsaydık?

03 Eylül, 2007

Kuzineli evden



Kafkas göçünden sonra Lazların ve Abazaların yerleştikleri, kendi dillerini ve kültürlerini koruyarak bu günlere getiren Gölyaka İlçesinin bir köyü. Göz alabildiğine yeşilin arasında Fındık bahçeleri.



Köye yaklaşık 20 km uzaklıkta yaz nedeni ile suları azalan Güzeldere şelalesi.


Sizler için tamamen mecburiyetten, kendi ayağımı feda ettiğim buz gibi, hızla akan şelalenin suları :))


Fındıklar toplanmış, kurutulmuş, çuvallanmış, kış hazırlıkları başlamış. Yardımlaşarak kuru yufkalar, silor, katmer hazırlığı başlamış. Kuzine'de herkes beş yufka açarken, bir yufka açarak yardımlarını esirgemiyor :) Bir sonraki evin yufkalarını yapmak için söz bile veriyor :P



Kuzinenisinin başında yufkaların kabarmasını keyifle izliyor.



Yufkalar yapılırken, yarı lazca-yarı türkçe, eskilerden-yenilerden herkez birşeyler anlatıyor.



Kara tavada, kuru yufkalarla, mincili, mis gibi odun ateşinde, kuzinenin üzerinde yapılan börekler, fırınında yapılan patates ve bahçeden henüz toplanmış biberler.


Terağlı, minci tava ile yapılan kahvaltılar. (Kalabalık içinde fotoğraflamayı unuttuğum, silor, mısır ekmeği, kara üzüm, incirlerin tadı ise hala damağımda)


Mısır unu olmaya hazır, toplanan mısırlar.




Bizim Akif işlerini bitirmiş yorgun, dere başında geleni geçeni izleyip dinleniyor.


Benim de bir köyüm olsun, önünden dere aksın, tulumbası olsun, bahçem olsun, kuzinem olsun.
Ben bahçemde yetiştirdiklerimi, kuzinemde pişireyim, meyvelerimi kendi ellerimle toplayıp, misafirlerimle paylaşayım.
Yeşillerin arasında kaybolayım. Kedim, köpeğim, tavuklarım olsun, bir de ineğim olsun :) Yoğurt yapayım, peynir yapayım.
Unumu kendim öğüteyim, yufkalar açayım, turşular, reçeller yapayım...
İşleri bitirip derenin başında, bizim Akif gibi geleni geçeni izleyeyim.
Sanırsam benim ruhumda köylü olmak var.