27 Temmuz, 2006

ZEYTİNYAĞLI PATLICAN

Nane ve Limon'un yaptığı Zeytinyağlı patlıcan yemeğini denemek istiyordum. Minicik patlıcanları tek tek seçtim pazardan, pijamasız ve soğansız pek şık görünmelerine rağmen ben patlıcanları alacalı soyarak, soğanlı denedim. Oya'cığıma duyurulur, şahane meze oldular. Posted by Picasa

23 Temmuz, 2006

BAHÇEDEN KATMERLİ ZEYTİNYAĞLI FASULYE :)



Biz katmerli poğaçayı Mutfak Güncesi Şaziye'nin katmer poğaçası diye yapıyoruz:)) ama beni tanıyanlar kuzine'nin katmerli poğaçası olarak tarif alıyorlar. Yazmadan geçemedim henüz denememiş olanlar varsa tavsiye edilir. Çok uzun zamandır yapıyorum. Her defasında mükemmel oluyorlar.

Geçen hafta Melike Abla kahvaltıya davet etti. Katmerli poğaça yaptım getirdim. Kahvaltıda olmayan yoktu ama kendilerinin yetiştirdiği, bahçelerinden topladıyıp sunduğu s.biber, semizotu, maydanozlar hepsine değerdi. Kendi bahçende yetiştirilen sebzelerin verdiği mutluluk da cabası.




Bende kendi çapımda küçük bir bahçe hazırladım olmaz sandığım garibim fasülyeler kendi boylarını geçen yabani otlara tutunarak büyümüşler. İnanılmaz ama küçücük 25 m2 bahçenin bir bölümünden ilk defasında 6 kiloya yakın fasulye toplayınca gayrete geldim. bahçenin otlarını temizledim, domateslere sırıklar takıp alt yapraklarını kırdım, çapaladım, biberlerden hayır yok ama domateste çok olacak gibi.

Bahçemizden

Fasulyesever ben (zeytin yağlısından başkasına rağbet etmem) bahçemizin ilk fasulyelerini, yaptım ve de afiyetle yedim efendim.

Hepiniz bilirsiniz Z.Yağlı fasulye; bu tarif benden. İlk öğrendiğimde yaklaşık 10 yaşındaydım. Evde Hürriyet gazetesinin verdiği yemek kitabını açarak aynen yapmış, düdüklü tencerede ayni sürede pişirdiğimden ikiye ayrılmış fasulyeleri yine de ben yaptım böbürlenmeleri ile yemiştik.

ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE

  • 1 kg taze fasulye
  • 2 adet orta boy soğan
  • 2 adet kabukları soyulmuş domates
  • Zeytin yağ (ölçüsü size kalmış ama ben yaklaşık 1 çay bardağı kadar kullanıyorum)
  • Yarım tatlı kaşığı tuz
  • 2 adet kesme şeker
YAPILIŞI

  • Yıkanan fasulyeler, ayıklanır ve ikiye bölünür.
  • Geniş bir tencereye konulur, üzerine çok ince doğranmış soğan ve küp küp doğranmış domates konulur, tuz, kesme şeker ve yağı eklenerek kapağı kapatılır.
  • Çok kısık ateşte kendi suyu ile pişmesi sağlanır. (kapağını açmadan sallayarak karıştırılması tavsiye edilir)

Hani nerede pişmiş hali diyenleri duyar gibi oluyorum; yedim efendim fotoğraflarını çekecek kadar sabrım kalmadı yedim efendim. Bir dahakine bakarız hemen hemen hergün fasülye pişer bu evde. Neye faydası vardır bilmem ama ben hastasıyım fasulyenin.

Böyle zeytinyağlımı olur ? diyenlere; ben bayılıyorum.

19 Temmuz, 2006

AMASRA, YAV SÜRERKEN DE ÇEK

Nerden başlasam bilmem ki kardeşim geldi yedik-içtik, gezdik-gördük. Bloğun konusu yemek olduğuna göre yediğimizi de, içtiğimizi de, gezip gördüğümüzü de anlatalım.

Oks sonuçlarına göre tercih yapmak için geri dönmemiz gerektiğinden, kardeşlerimle toplanıp kısa bir tatil yaptık.

Birkaç kez tatile giderken, uğramanın ve birkaç kez balık yemeğe gitmenin dışında Amasra'da hiç kalmamıştım. Bu defa Amasra'da kaldık.
Balığın neredeyse hiç olmadığı bir zamanda Amasra'da Mustafa Amca'nın balıklarından ve nasıl oluyorsa bir şablondan çıkmış gibi salatalarından yenildi, içildi uzun uzun sohbetler yapıldı.

Yurdum insanının pilac manzaraları alındı, yan şezlongdaki kum kovası sahibi çocuğun "anne yaa!!! kovamı istesene" demelerine aldırmadan kumdan kaleler yapıldı :)) satacak balık bulamayan esnafın yaratıcılığına şaşıldı :)) tahtacılar çarşısından ahşap oymalar, el işlemesi tel kırmalar alındı.
İnkumunda ki balıkçının arabasıyla gezerek satmaya çalıştığı, balık var neden almıyorsunuz kızgınlığı ile baluk var baluk taze baluk var demesi, taze mi diye soran teyzeye taze karadeniz çipurası diye satmaya çalışmaları.
Fotoğrafta kolkola sahili denizden birbaştan sona gezen teyzelerin ,Yazuuk diye üzülmeleri,


Kısa tatilin asıl konusu; Bartın'dan geçerken benzin istasyonunda çalışan arkadaşın referansıyla bulduğumuz esnaf pidecisi. Uzun zamandır odun ateşi ile çalışan fırından birşey yemediğimizden bize çok lezzetli gelen pidelerin hikayesi.

Pideler hazırlanırken çocukluğumdaki mahalle fırınını hatırladığımdan birkaç fotoğraf almak istedim, pidecimiz fotoğraflarının çekildiğini görünce daha da artistik ve çabuk çabuk hareketlerle ve daha bol malzemelerle pideleri hazırlamaya başladı o çalışıyor biz fotoğrafını çekiyoruz, o da bize nasıl yapıldığını anlatmayaya çalışıyor.
İşte şöyle yapıyoruz; hamuru alıyoz, böyle şekil veriyoz, harcını koyuyoz , kapıyoz, fırçayı eline aldığında resim çekmeyi bırakmış onu dinliyorduk, usta Bartın şivesiyle;
- Yav (Yağ) sürerkende çek bakam dedi :)))
- İşte böyle de kesiyoz bunuda çek bakam dedi :))
Pidelerimizi yiyebileceğimiz bir yer istedi; cevuzluğu (cevizlik) tarif ettiler.
ATEŞ PİDE FIRINI fotoğraflarını ve dükkanın ismini vermek için izin istedim . Yolunuz düşerse mutlaka bu sıcak insanlarla sohbet ederek, mis gibi odun ateşinde pidelerinizi yaptırın ve onlardan :)) Cevuzluğa nasıl gidileceğini öğrenin :)) Yeşilin bambaşka rengini, güneşin ağaçların arasından süzülüşünü mutlaka görün.

Yazı devam edecek ...

07 Temmuz, 2006

LAZ BÖREĞİ



Uzun zamandır anneme Laz böreği yapalım diyordum, diyordum ama zaman bulup yapamıyorduk. Adı börek ama baklavadan daha zaman alıcı ve zahmetli. Baklava kadar ince açılmış yufkaların arasında kremalı bir tatlı. Annem sabah erkenden telefonla aradı, bugün laz böreği yapacağım, merak ediyorsan gel dedi. Merak etmez olurmuyum, ben gelinceye kadar başlama dedi isem de aceleci karadenizli yufkaları açmıştı bile, bana tarifini ve Laz Böreği hikayelerini yazmak kaldı.

Annemin memleketi Hopa orada doğup, büyümüş gelin olunca ayrılmış. Çocukken annesinin laz böreği yaparken anlattığı hikayeleri bana anlattı. Laz böreği anlaşılacağı gibi lazların en önemli ikram yemeği. Düğünlerde ve çok önemli günlerde yapılırmış. Onun dışında gizli saklı :) yapılamazmış çünkü o zamanlarda toz şeker yokmuş şimdi ismini hatırlayamayacağım bir alette şeker dövülerek kırılmaya başlandığında, çıkan sesten laz böreği yapılacağı hemen anlaşılırmış :))

Gelin olacak kız tarafı böreği yapar, düğün evine misafirlere ikram edilmek için getirirlermiş. Kim kime tatlı yaptı ise oda diğerinin düğününe laz böreği yapar getirirmiş. Tatlı yenilip bitttikten sonra boşalan tepsiye düğün hediyesi para bırakılırmış.

Annesinin zamanında; ocakta bu kremayı yapmanın zorluklarını anlattı. Kilolarca sütten kremanın yapılışı sırasında ocağı hep ayni ısıda tutabilmenin ne kadar güç olduğunu, kremayı tepsilere aktarırken :)) tecrübeli birinin bulunması gerektiğini anlatırmış annesi.

Laz böreğinin hikayesi çok yarı lazca yarı türkçe anlattığından tam olarak çeviremedim ama şu bir gerçek annem bu gün annesinden öğrendiği gibi bir Laz Böreği yaptı; İşte tarifi (hiç değiştirilmeden) bende aşama aşama fotoğraflayarak sizinle paylaşarak kendi arşivime aldım. (çok büyük bir tepsi için kullanılan ölçüler)

LAZ BÖREK YUFKASI MALZEMELERİ

  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 çay bardağı süt
  • 1 çay kaşığının ucu ile kabartma tozu
  • aldığı kadar un

Hepsi yoğurularak kulak memesi kıvamında hamur yapılır ve 8 bezeye ayrılır. Baklava yufkası inceliğinde (şöyle diyelim arkasından gazete okunabilir incelikte) açılır.

LAZ BÖREĞİ KREMASI

  • 5 kg süt
  • 6 yumurta
  • 1 su bardağı un
  • 2 su bardağı şeker

Orta sıcaklıkta ateşte sürekli karıştırarak krema yapılır. Krema diğer kremalar gibi pişirilmiyor, annemin tabiri ile parmak yanmayacak kadar olduğunda (diğer kremalar gibi göz göz olmuyor) altı kapatılır hiç üzeri kaymaklanmadan ve soğumadan börek hazırlanır (annesinden öyle öğrenmiş)

LAZ BÖREĞİ YAPILIŞI

  • Fırını 220 derecede önceden ısıtalım.
  • Açılan yufkaların 4 tanesi aralarına eritilmiş tereyağ sürülerek tepsiye yerleştirilir. (Yufkalar; tepsinin etrafına sarkmalı, kesmeyin)
  • Arasına hazırlanan krema aktarılır. Bu aşamada krema tepsiye aktarılırken yufkaların yırtılmaması için, bir kaşığın tersini tutarak, hızını kestik. (bu nedenle bu aşamanın fotoğrafı yok)
  • Tepsiye aktarılan muhallebinin üzerine 1 kaşık toz şeker ve 2 kaşık yoğurt gezdirilir. (bunun nedenini sormayın bende anlayamadım ama kremanın kesilmesini sağlamak için yapılıyor olabilir) bu kadar güzel oluşunun nedeni de bu sanırım.
  • kalan 4 yufkada ayni şekilde aralarına eritilmiş tereyağ gezdirilerek, üzerine sırası ile konulur.
  • Tepsinin üzerine tereyağ gezdirilerek, önceden ısıtılmış 220 derece fırında yaklaşık 40-45 dakika pişirilir.
  • Daha sonra fırının sadece alttan ısıtması sağlanarak yaklaşık 10 dakika altı pişirilir. (Üzeri çok çabuk kızarıyor, altını bir süre daha pişmesi gerekiyor)
  • Fırından çıkarılır ve yanlardan sarkıtılan yufkalar kesilir.

Not : Dileyen kremanın üzerine karabiber ekleyebilir. Yöre özelliği.

ÜZERİ İÇİN ŞERBET

  • 2 kaşık toz şeker
  • 1 kaşık tereyağ (parlaklığını sağlamak içinmiş)
  • 2-3 kaşık su

Şeker ve yağ su ile eritilerek bir taşım kaynatılır. Fırından çıkarılanLaz böreğinin üzerine kaşık ile gezdirilir.

VEEEE Mutfak kuşu, konu mankeni Bıcırık da gelir tadına bakar.

02 Temmuz, 2006

HAMSİLİ EKMEK

Bloglar arasındaki ekmek çeşitlemelerine bir yenisi de benden. Fransız, İtalyan falan değil Karadeniz usulü Hamsili Ekmek. Bu sıcakta uğraşılırmıydı? elbette uğraşılırdı kardeşimin isteği.

Bu hafta sonu kardeşim gelecek. Gelmeden bizden neler istediğini sorduk. Özlediği ve kendinin yapamadığı yemekleri sipariş verdi. Küçükken çok yemek seçer, balık yemez, kokusuna bile dayanamaz, halâ kurufasulye yemez, lahana sevmez, birçok yemeğin tadına bile bakmazdı. Seçtiği gibi de yapmasını da bilmezdi. İlk öğrendiği yemek makarna yapmak oldu.

Evde yalnız kaldığı bir yaz günü, döndüğümüzde tencerenin içinde birbirlerine yapışmış yarı pişmiş yarısı pişmemiş makarna bulduk. Çok acıkmış, yemekde yokmuş , makarna yapmış, yemiş, doymuş. Aslında yemek vardı.

Nasıl yaptın makarnayı ? dediğimizde; Çok kolaymış, ocağa su dolu tencere koymuş, içine makarnaları kırmış, sonra da tuzu koymuş, kapağı kapatmış sonra makarna olmuş , yemiş ve doymuş :)) çok kolay yemek yapar.

Hazırlanan siparişlerden biri de Hamsili Ekmek. (Sevgili Oya'cığımın da kulaklarını çınlatalım) Gelmeden hazırlayıp, dondurucuya koymak için yaptım, amaaa kendim için değil hem merak ettiğim için hem de sizin için birazını pişirdim. oyy çok özlemişim. Bilmeyenler hamsili ekmekde mi olur demeyin, bir deneyin, biraz tuzlu ekmek olduğundan mutlaka bol salatalıkla yiyin. Posted by Picasa

HAMSİLİ EKMEK

MALZEMELER

  • 1 Demet Pazı (burada öyle satılıyor yaklaşık yarım kg )
  • Bir kase tuzlanmış Hamsi
  • 2 adet orta boy soğan
  • 2 adet domates
  • 4-5 adet sivri yeşil biber
  • 1 demet maydanoz
  • 1 demet taze nane (ben taze nane bulamadım, 1 bardak kuru nane kullandım)
  • Taze kişniş yada kişniş tohumu
  • 3 su bardağı mısır unu (Daha ekmek tadında isterseniz miktarı artırabilirsiniz)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • sıcak su

YAPILIŞI

  • Tuzlanmış salamura hamsiler suya konulup tuzu giderilir.
  • Çok ince doğranmış pazı, soğan, sivribiber, domates, tuzu giderilmiş hamsi ve mısır unu eklenerek yoğurulur.
  • 1 çay bardağı kadar sıvıyağ ve kıvamına göre sıcak su eklenerek yoğurulmaya devam edilir. (Kıvamı normal ekmek hamurundan daha akıcı olacak)
  • Fırın kabına aktarılarak 170 derecede 60-70 dk pişirilir, üzeri iyice kızardığında fırından alınır.
  • Afiyeler olsun

(*) Adı Hamsili ekmek ama Karadenizli olmayanlar tuzlanmış hamsiyi pek bilmezler bunun yerine herhangi bir balık tuz ilavesi ile kullanılabilir.